![]() |
Kükürtlü Mh. Oulu Cd. Oylum Gökberk Sit. F Blk. No. 17 K.4 D. 19 16080 BURSA TEL: (224)233 28 20,21,22 FAX: (224) 233 28 23 |
Bursa; 22.02.2007
ATİNAYA
SEFER. 2 (2007) 2006 yılında yine THY’nin bir promosyonu ile Atina’ya
gitmiş ve bu konuda bir yazı yazmıştım. 2007 yılında da THY’nin sevgililer
gününde Avrupa’ya eşler (1) Euro kampanyasından yararlanalım dedik. Yine
Atina’da karar kıldık ve 12-17 Şubat 2007 de bir Atina seyahati yaptık. Atina’nın şehir olarak karşılaştırması: Kesinlikle sokak düzeni, temizlik gibi konularda Bursamız daha
üstün. Bir çok Avrupa şehirlerinde olduğu gibi duvarlar acayip yazı ve
çizimlerle kirlenmiş durumda. Bazı Atinalılar özellikle askeri dönemde böyle
bir şey yoktu. Sizin ülkenizde de yoksa askerler mi hakim diyorlar. Hayır diye
cevap veriyoruz. Bu sene binalar biraz daha fazla yenilenmeye ve boyanmaya başlamış.
Çinli işportacılar daha fazla dükkan sahibi olmuş ve Çinli işportacılar
azalmış, Afrikalı zenci işportacılar çoğalmış. Fiyatlar artmış. Aşağı yukarı
%10 artmış diyorum. Otel, gıda ve ulaşımda. Gelelim bazı maceralara. Bu seyahate
çıkmadan önce de çizgi romanlarımı sattım ve seyahat masrafları buradan çıktı.
Yanımda bilgisayarımı da götürdüm. Fakat kablosuz internet çok pahalı idi.
Ancak Syntagma Meydanında ücretsizdi. Yine bir akşam Kolonou caddesi civarında kablosuz internet
ararken bir dükkana girdim. Çocuklar, galiba Türksün Türkçe konuşabilirsin
dediler. Nereli olduklarını sordum. Iraklıyız dediler. Öyle ise Türkmensiniz
dedim. Hayır Kürdüz dediler. Biraz şakalaştık güldük. Dükkandan çıktım. Yanda
bir kalabalık. Yandaki dükkanın üzerinde kırmızı, sarı, yeşil renkler, malum
posterler ve Kürdistani yazıyor. İyi yere düşmüşüm ha. Yalnız sıradan
Yunanlılar bu olaylardan rahatsız. Neyse o akşam geçti. Ertesi gün 15.Şubat Apo’nun yakalanma
yıldönümü. Eşimle Athinas caddesinde yürüyoruz. Bir kalabalıkla karşılaştık.
250-300 kişi ellerinde malum bayrak ve posterler. Yürüyor ve bağırıyorlar. Ben
biliyorsunuz çizgi roman da okuyan bir kişiyim. Türk anadan, Türk babadan
Bulgaristan da doğan, anneannesi Çerkez olan bir Türkoğlu Türküm. Bu grubun
yanında yürürken homurtularım yükselmeye başladı. Bir Türk cihana bedeldir
biliyorsunuz. Tam hazırlandım, şu 300 kişiyi önüme katayım ve Yunanlıları da bu
dertten kurtarayım dedim. Ancak eşim, kolumdan tuttuğu gibi beni bir marketin
taa bodrumuna kadar indirdi. Böylece yürüyen grup mu kurtuldu ben mi
anlayamadım. Takdiri size bırakıyorum. Türk – Rumlar Bir sabah bir dükkana girdim. Dükkan sahibi az sonra Türkçe
konuşmaya başladı. 1972 de gelmiş. Çok baskı yapıldığı için İstanbul kapalı
çarşıdaki dükkanını kapatmış gelmiş. 35 yıldır Türkiye’ye gelmemiş. Kınalı
adalı imiş. Müşterek bir dostumuzdan bahsettik. O dostumuz çok büyük adam
olmuş, çok zengin olmuş, eski arkadaşları ona ulaşamıyormuş. Ben görüştüğümüzü
söyledim. Size bravo dedi ve bu arada sen müslümansın aman burada et yeme dedi.
Arada kaçanı Allah affeder dedik. Sonra o gün akşama doğru Manastraki
meydanında bir şeyler yiyelim dedik ve makarna söyledik. Özellikle et veya
domuz eti istemediğimizi belirttik. Adam inadına domuz etli sosu üzerine dökmüş
getirdi. Ben kızgınlığımı sert bir şekilde dışa vurmak üzere idim ki tatlı bir
ses Türkçe olarak - Size yardım edebilirim dedi. Böylece çok güzel bir aile ile tanıştık. Dedeleri Bursa Susurluk
(Gürsu) dan gitmişler. Büyükanneleri 95 yaşında ölünceye kadar tek bir kelime
Yunanca – Rumca konuşmamış. Bursa’da İpekböceği besliyorlarmış. Şimdi aile
Kavalada oturuyor. Kızları Türk dili ve edebiyatı konusunda üniversitede
öğretim üyesi. Kendilerini Türkiye’ye davet ettik. Maalesef, Türkiye’den gidenlere Türk diyor ve sevmiyorlarmış.
Türkiyenin AB’ye girmesi ile dünyanın merkezi olacağı ve İstanbulun dünyanın
merkez şehri olacağını düşünüyorlardı.
Gelelim fatura ve vergi
meselesine Bu yazımızı vergi
haftası içinde yazıyorum. Yunanistandaki ve bütün AB uygulamalarını
düşünüyorum. Bir çay bile içerken önce fiş geliyor, bir bardak içinde, bir kutu
içinde zarif bir şekilde. Herkes faturasını fişini veriyor – alıyor. Bizde de ücretlilere vergi iadesi kalktı. Bir çok kişi fiş
fatura almamaya başladı. Bunu yapmayalım ne olur, fatura ve fişimizi alalım.
Medeniyetin ve güçlü devletin esası bu. Vergimizi verelim. Bu Atina seferinde
de bunu gördüm. Vatandaşlık görevimiz, vergimizi doğru olarak vermek ve
herkesin vermesini sağlamaktır. Yeminli Mali Müşavir
Cevdet Akçakoca |
