|
Bursa, 13.09.2011
ZARAR EDİYORSANIZ
MUHASEBECİ SUÇLU DEĞİLDİR. 1960-70 li yıllarda, patronların büyük
kısmı iyi eğitimli değil, mühendis değil fakat
çekirdekten yetişme insanlardı. Bu kişiler, sizin
muhasebeci olarak yaptığınız hesaplara önem vermez,
kendileri de bir takım hesaplar yaparlardı ve o hesaplarına
göre karar verirlerdi.
Sonuç, eğer firma zarar ederse veya iflas ederse,
suçlu muhasebeci idi. Çünkü muhasebeci yanlış
kayıtlar yapmış, fazla vergi verdirmiş veya en
kötüsü de muhasebeci firmadan çalmış
iddiaları gündeme gelirdi. Bu
insanlar nasıl hesap yaparlardı? Onu da bir hatırlatalım.
Yapılan işte sarfedilen hammadde miktarını
alırlar, bu hammadenin alış fiyatına ve kullanılan
miktarına göre bir hesap yaparlar. Buldukları hammadde
tutarına bir de işçilik hesaplarlar ve kendilerine göre
imal ettikleri malın maliyetini tesbit etmiş olurlardı. Bu
tesbit ettikleri maliyetin üzerine yüklüce bir kar, mesela %25
kar da koyarlar ve piyasaya çıkar, satışa başlarlardı.
Tabii bir müddet sonra da para sıkıntısına
düşer ve batarlardı. Dikkat
ederseniz bu maliyetlendirme ve fiyatlandırmada bir
çok maliyet unsuru yoktu. Neler var, Neler yok? Bir bakalım. Var
olanlar: Direkt
kullanılan hammadde miktar ve tutarı Direkt
işçilik Belli
oranda kar Yok
olanlar: Fire
miktarı Endirekt
işçilik Genel
idare giderleri Genel
imal giderleri
Satış ve pazarlama giderleri
Amortisman Banka
faiz giderleri (veya tefeciden alınan borca ait giderler) Tabii,
bizim bu iddiamız biraz da fantezi bir iddia, yoksa o çekirdekten
yetişme insanlar bizim burada dediğimiz kadar büyük hatalar
yapmıyordu. Ancak, bir kısmı da böyle hesaplamalar yaparak
batıyorlardı. Dikkat
edilirse, yukarıdaki hesaplama şeklinde, maliyetlere giren iki unsur
ile bunlar üzerinden hesaplanan kar göz önüne
alınıyor, direkt maliyet ve karı ilgilendiren diğer
beş unsur ise hiç nazara alınmıyor. Bunun
dışında, kayıt dışı masraflar, kayıt
dışı gelirler veya diğer bir ifade ile faturasız
yapılan işlemler de hiç göz önüne
alınmıyor. Nasrettin
Hoca’nın ticaret yapmasına benzer bir şekilde 10 liraya
mal olan bir mal, kar dahil 8 liradan
satılıyor, bunu yapanlar da Nasrettin Hoca gibi dostlar
alış verişte görsünler cevabını vermek
yerine ben kar ediyorum ya, benim maliyetim 10 lira değil de 5 lira diyor
ve muhasebecinin yanlış maliyetlendirme
yaptığını, piyasayı bilmediğini vs. gibi iddialar
ileri sürüyorlar. Bir müddet sonra, para bakımından
tıkandığında ise ya muhasebeciyi vurmaya kalkıyor veya
bütün mal varlıklarını kaybederek piyasadan
çekiliyorlardı. Bu
olaylar 50 yıl önceki olaylardı. Gelelim
şimdiki zamanımıza.,
Girişimciler, sanayici veya tüccarlar, artık
mühendislik veya ticari eğitim almış kimseler.
Yukarıdaki 50 yıl önce yapılmış olan hataları
yapmazlar diyoruz değil mi? Ama maalesef, bırakın
küçük servis veya atölyeleri, büyük fabrikalar
kurmuş olan kişilerin bile yukarıdaki gibi hatalar
yaptığını görüyoruz.
Maliyetlendirme ve fiyat tesbitinde yukarıda 50 yıl önce
anlattığımız gibi hatalar yapıyorlar, kendi kararları
ile bilmeden batıyorlar ve sonra da muhasebecileri suçluyorlar veya
daha da kötüsü ortaklarını suçluyor,
çaldıklarını iddia ediyorlar. Oysa maalesef cehaletten
battıklarını anlamıyorlar. Cehalet
kelimesini özellikle kullanıyorum. Okumuş olmak, üniversite
bitirmek, belli bir eğitim almış olmak bir konuda cehaleti
önlemiyor. Buna özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Ey
girişimciler, ey fabrikatörler, ey tüccarlar,
Özellikle teknik nosyonlu arkadaşlar,
sizler rakamlarla ilgili eğitim almış kişilersiniz, amma
işletme bilgileriniz, muhasebe bilgileriniz, maliyet bilgileriniz,
pazarlama bilgileriniz eksik. Bu
konuda da eğitim almalısınız. Özellikle mühendis
kökenli patron ve işletmeciler kesinlikle işletme eğitimi
almalı ve yukarıda belirtilen hataları yapmamalıdır. Her bir
işletme sahibi, biraz maliyet okumayı, bilanço
okumayı, mizanı incelemeyi, gelir gider tablosunu okumayı
öğrenmelidir. Yoksa
halen olduğu gibi 50 yıl önceki hatalar tekrarlanmaya devam
edecektir. Benden söylemesi. Yeminli Mali
Müşavir Cevdet Akçakoca |